Facebook'ta Paylaş  Twitter'da Paylaş






Kronik Böbrek Yetmezliği Tedavisi



Teşhis ve Takip |  Periton Diyalizi |  Hemodiyaliz |  Böbrek Nakli

Tedavim için öncelikle neden olan hastalığı iyileştirmek gerekli. Eğer piyelonefrit veya sepsis gibi başka bir enfeksiyon var ise uygun antibiyotikler ile tedavi gerekir. Eşlik eden kansızlık, kanda üre ve fosfat yüksekliği gibi durumların kontrol altına alınması gerekir. Eğer neden olan hastalık şeker hastalığı ve/veya hipertansiyon gibi iyileştirilemeyen bir hastalık ise burada kan şekeri ve tansiyon kontrol altında tutulmalıdır.

Tedavi şekilleri;

Son dönem kronik böbrek yetmezliğinin tedavisi diyaliz veya organ naklidir (transplantasyon). Diyaliz, böbreklerin süzme işlevinin bozulduğu durumlarda (böbrek yetmezliği, üremi) kanda biriken maddelerin temizlenmesi işlemine verilen addır. Yani diyaliz sadece böbrek yetmezliğinde değil, bazı zehirlenmelerde kandaki maddeleri temizlemek için de kullanılabilir. Periton diyalizi veya kan yolu ile yapılan hemodiyaliz şeklinde olabilir.

Kronik Böbrek Yetersizliğinin Teşhisi ve Takibi


Eğer böbrekler çalışmazsa fonksiyonlarının, toksinlerin atılması için yapay bir yol olan diyaliz kullanılarak yerine konması mümkündür. Gelen kanı süzme fonksiyonlarımda bir bozulma olduğunda bunu bazı tetkiklere yansıtırım. Hastanın kendisini nasıl hissettiği ve kan testleri, ne zaman diyalize başlamanın gerekli olduğunu belirler. Glomerül süzme hızı (GFR) azalması, kreatinin düzeyinin 12 mg/dl ve üzerinde olması, kandaki bağlı üre azotunun (BUN) 100 mg/dl nin üzerinde olması, kronik böbrek yetersizliğinde diyalize başlama nedenlerindendir.

Glomerül süzme hızı (GFR) kreatin temizlenme hızı ile ölçülür. Buna kreatin klirens hızı denir. Bu değer dakikada 0.10-0.15 ml/kg değerlerine indiği zaman diyaliz seçeneği gündeme gelir. Nefrologlar tüm bu laboratuar verilerini hastanın genel durumu ve eşlik eden kanama, bulantı, diyabet, psikoz, nöropati ve ödem gibi durumlar ile beraber değerlendirip diyaliz endikasyonunu koyarlar. Bazı hastaların tanıdan sonra bir süre – bazen yıllarca – diyalize gereksinimi olmaz. Ancak böyle olduğunda bile farklı seçenekler konusunda önceden bilgi sahibi olmaları gerekir, çünkü kullanacakları diyaliz yöntemiyle ilgili seçim yapmaları gerekecektir.

Diyalizin iki farklı tipi vardır – kanın vücudun dışında bir makine vasıtasıyla temizlendiği hemodiyaliz ve vücudun içinde temizlendiği periton diyalizi. Her iki yöntemin de belli avantajları, dezavantajları ve tercih edildikleri hastaya özel durumlar vardır. Nefrolog bu yöntemler içerisinde hastası için en uygun yöntemi seçer ve uygular. Tıbbi faktörler ve hastanın koşulları göz önüne alınarak nefroloji uzmanları tarafından diyaliz yöntemine karar verirlir, ancak hastalarında tercihi göz önünde bulundurulur. Her iki yöntemin de eşit şekilde etkili olduğunu bilmelisiniz. Diyalizin hangi tipi uygulanırsa uygulansın , Renal Ünitede bu tedavinin tüm yönleriyle ilgili eğitim alacaksınız.

Periton Diyalizi


Bu yöntemde, yapay bir zar ile vücudun dışında temizlenmek yerine kan vücudun içinde peritondan geçerek temizlenir. Periton, karın boşluğunda yer alan organları saran ince bir zardır. Periton atık maddelerin içinden geçmesine izin verir ve küçük kan damarlarından çok zengindir. Tenckhoff Kateteri adı verilen bir tüp ile periton boşluğuna diyaliz sıvısı verilerek ve sonra geri alınarak atık maddeler kandan ayrıştırılabilir.

Periton Diyalizi iki şekilde gerçekleştirilir:
  1. Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD)
    Periton diyalizi işleminin manüel gerçekleştirilen şeklidir. SAPD uygulanırken yapılan işlemlerin tümüne TORBA DEĞİŞTİRME adı verilir. Bir torba değiştirme işleminin 3 aşaması vardır. Bunlar BOŞALTIM - BEKLEME – DOLUM’dur. Bir değişim işlemi yaklaşık yarım saat sürer.


  2. Aletli Periton Diyalizi (APD)
    Evde makine aracılığı ile uygulanan periton diyalizi işlemine Aletli Periton Diyalizi (APD) denir. Bu tedavi biçiminde hasta yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyalizi makinesine yerleştirir ve makinesini önerilen şekilde programlar. Kişi uyurken gece boyunca (8–10 s.) makine karın boşluğuna diyaliz sıvısını verir, bekletir ve boşaltır. Gerektiğinde tedavide değişiklik yapılabilir.

Periton diyaliz sıvısı başka tuzlar da içeren bir şeker (glukoz) çözeltisidir. Torbalar glukoz konsantrasyonlarına göre 3 farklı etkinliğe sahiptir (%1.36, %2.27 ve %3.86) – konsantrasyonu fazla olan solüsyon (örn. %3.86) ile vücuttan daha fazla sıvı uzaklaştırılacaktır.

Periton Diyalizinin Olumlu Yönleri:
  • Hemodiyalize kıyasla daha iyi tansiyon kontrolü
  • Daha iyi sıvı kontrolü (aşırı sıvı birikimi olmaz)
  • Çok az diyet kısıtlaması
  • Kalp ve damar sisteminde çok az yüklenme olduğundan yaşlı ve çocuk hastalarda tercih edilir
  • Hemodiyalizdeki gibi kan kaybı olmadığından kansızlık söz konusu değildir
  • Tedavi hastanın kendisi tarafından uygulanmakta ve hasta kendini daha iyi hissetmektedir
  • Tedavi ile ilgili eğitim basit ve kısadır
  • Hastaneye bağımlılık gerektirmemektedir

Periton Diyalizinin Olumsuz Yönleri:
  • Enfeksiyon riski
    • Katetere bağlı
    • Peritonit
  • Günlük uygulama gerektirmesi
  • Diyalizle protein kaybı
  • Küçük bir cerrahi operasyona gereksinim vardır

Hemodiyaliz


Bu diyaliz tipi, kandan atık maddeleri, bir filtreleme sistemi aracılığıyla (diyaliz makinesi) onu vücudun dışına çıkararak ve temizlenmiş olarak vücuda geri döndürerek uzaklaştırır. Filtreleme sistemindeyken kan, kan hücrelerinden çok daha küçük olan atık maddelerin içinden geçmesine izin veren zardan yapılmış tüplerden geçer.

Atık ürünler zardan diyaliz solüsyonuna daha sonra da makinenin dışına geçer. “Temiz” kan ilerler ve güvenli şekilde vücuda döner. Diyaliz seansı sırasında yukarıda anlatılanlar tekrar tekrar gerçekleşir. Her seferinde “temiz” kan vücuda döner, içinden geçtiği hücrelerden atık maddeleri alır ve bu yeni topladığı toksinleri atılmak üzere diyaliz sıvısına getirir.

Temizleme sürecini olabildiğince hızlı hale getirmek için sürekli olarak taze diyaliz sıvısı kullanılır. Kanı temizlemenin yanı sıra diyaliz makinesi aşırı suyu da atar. İşlemin bu bölümüne ultrafiltrasyon adı verilir ve diyaliz olmadan da yapılabilir. İyi bir hemodiyaliz seansını tamamlamak 4 saat (belki daha fazla) alabilir ve haftada 3 kez yapılması gerekir.

Hemodiyalizin Olumlu Yönleri:
  • Artık maddeler vücuttan hızla ve başarı ile uzaklaştırılır
  • Hastanede hemodiyaliz merkezinde uzman kimseler tarafından uygulanır
  • Hastanın diğer hastalarla tanışıp dostluk kurmalarını sağlar
  • Tedavi her gün değil haftada 2-3 kez uygulanır

Hemodiyalizin Olumsuz Yönleri
  • Tedavi seansları arasında fiziki düşme ve yükselmeler
  • Her seansta damara girmek için iğnelerin kullanılması
  • Katı diyet kısıtlamaları
  • Hemodiyaliz için fistül ameliyatı
  • Tansiyon düzensizlikleri
  • Her seansta bir miktar kanın setlerde kalması ve kansızlık
  • Kanın setlerde pıhtılaşmasını önlemek için kullanılan heparin adlı ilacın kanamaya eğilimi artırması

Transplantasyon (Böbrek Nakli)


Böbrek nakillerinde başarı oranı mükemmeldir ve diğer organ nakillerine göre çok yüksektir. Nakledilen böbrek yeterli böbrek fonksiyonunu sağlar; unutmayınız ki bazı insanlar sadece bir böbrekle doğar ve hiçbir sorun yaşamaz. Başarılı bir böbrek naklinin ardından eğer nakil iyi çalışırsa diyalize gerek kalmaz. Başarılı bir böbrek nakli geçiren hastalar kendilerini daha iyi hisseder ve daha fazla enerjileri vardır. Yine de böbreği korumak amacıyla diyetinize dikkat etmeniz gerekmektedir.

Böbrek nakli için tıbben uygun olup olmadığınızı anlamak amacıyla doktorunuzla konuşmanız gerekecektir (Bir çok hasta uygundur). Eğer nakil başarılı olmazsa diyalize geri dönebilirsiniz ya da bir kez daha böbrek nakli yapılabilir. Başarılı bir nakil de sonsuza dek devam etmeyebilir. Yeni böbreğin reddini önlemek için bir takım ilaçlar geliştirilmiştir.

Böbrek nakli operasyonu genel anestezi altında yapılır ve 2-3 saat sürer. Nakil denildiğinde eski organın çıkartılıp yenisiyle yer değiştirildiğini aklımıza gelebilir, ama böbrek naklinde böbrekleriniz yerinde kalır. Yeni böbrek daha aşağıya yerleştirilir. Yeni böbreğin kan damarları bacağınıza kan taşıyan kan damarlarıyla birleştirilir ve üreteri de mesanenize bağlanır (Tıkanmaması için üretere sıklıkla küçük bir plastik tüp takılır). Ameliyathaneden geldiğinizde mesanenizde bir kateter, operasyon kesisinin yakınında bir dren ve sıvı verebilmek için açık bir damar yolunuz olacaktır. Her şey yolunda giderse bir sonraki gün yiyip içmeye başlayabilirsiniz.

Böbrek Naklinin Olumlu Yönleri:
  • Vericinin böbreği hasta böbreklerin görevini üstlendiğinden hastanın yaşamı normale döner
  • Diyaliz tedavisi gerekli olmadığından sıvı ve gıda kısıtlaması olmayacaktır

Böbrek Naklinin Olumsuz Yönleri:
  • Büyük bir ameliyat gerektirir
  • Vücudun yeni organa tepki göstermesi ve reddetmesi olasılığı vardır
  • Kullanılan çok sayıda ilacın yan etkisi (enfeksiyonlara eğilim, mide rahatsızlıkları) söz konusudur

Böbrek Naklinden Sonra

Operasyondan sonra çok yakından takip edilirsiniz. Bazen böbrek operasyonun hemen sonrasında çalışmaz (primer fonksiyonsuzluk) – doktorlar böbrek biyopsisi almaya karar verebilir. Bu, lokal aneztezi altında yapılır ve oldukça güvenlidir. Nakledilen böbrek ve hasta çok benzer olsa da immün sistem böbreği “yabancı” olarak algılar ve reddetmeye çalışır. Nakledilen organın reddiyle sık karşılaşılır ve hastaların %70’inde ilk birkaç hafta içinde bir red dönemi görülür.

Böbrek nakli yapılan tüm hastalar immün sistemi baskılamak (immün-supresanlar) amacıyla her gün ilaç almalıdır.

En sık kullanılan ilaçlar:
  • Siklosporin
  • Azatiopirin
  • Prednizolon
Hepsinin yan etkileri olabilir. Bu nedenle, operasyondan sonra ilaç dengesinin doğru olup olmadığını belirlemek için düzenli kan testleri yaptırmalısınız. Siklosporin derinin hissetme şeklini değiştirebilir ve vücut kıllarının daha hızlı büyümesine neden olabilir. Prednizolon kilo alma gibi bir çok yan etkiye yol açabilen bir steroiddir. Organ reddi ile başa çıkmak için benzer veya farklı yollarla işlev gören yeni ilaçlar geliştirilmektedir – bunlara takrolimus, mikofenolat ve rapamisin dahildir.