Diyaliz hastalarında sık karşılaşılan beslenme bozuklukları hasta, doktor ve diyetisyen işbirliği ile, her hastanın kendine özel koşulları göz önüne alınarak aşılabilir. Bu dikkat edilmesi ve üzerinde özenle durulması gereken bir durumdur.
Diyaliz tedavisi alan hastalarda orta-ciddi düzeylerde beslenme bozukluklarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bu durum hasta yaşam süre ve kalitesini doğrudan etkilediği için önemli bir sorun olarak kabul edilmeli ve üzerinde ciddi olarak durulmalıdır.
Kan albumin düzeyi, kreatinin üretim hızı ve diğer bazı parametreler göz önüne alındığında periton diyalizi hastalarının %40-60 kadarında değişik seviyelerde beslenme bozukluğu olduğu görülmüştür. Başka veriler göz önüne alındığında bile bu oran %30’ların altına inmemektedir. Diyaliz hastalarında görülen beslenme bozukluğu zaman zaman diyaliz tedavisine geç başlanması sonucunda, diyaliz öncesi dönemde gelişmiş beslenme bozukluğunun da yansıması olabilmekte ve geç başlanan diyaliz tedavisi hastaya ek sorun olarak geri dönebilmektedir. Beslenme bozukluğuna bağlı gelişebilecek sorunların arasında ise yaşam kalitesinde ve efor kapasitesinde azalma, kalp damar hastalıkları, infeksiyonlara yatkınlık sayılabilir.
Periton diyalizi hastalarının beslenme durumları yakın olarak tıbbi personel ve hastanın kendisi aracılığıyla takip edilmelidir. Bu takip sonucu hasta diyet ve tedavisinde gerekli düzenlemeler yapılarak sorunlar ortaya çıkmadan gerekli tedbirler alınabilir. Periton hastaları diyaliz sırasında protein kaybı, karındaki sıvıya bağlı doygunluk hissi nedeniyle az beslenme, karın zarından şeker emilimine bağlı iştahta azalma, yetersiz diyaliz, alınan ilaç fazlalığına bağlı mide bağırsak sorunları, araya giren infeksiyonlar ya da hastaneye yatışlar gibi bazı sebeplerden beslenme bozukluğu gösterebilirler.
Hastaların beslenme durumunu tayin eden en önemli parametreler kan albumin, kolesterol, kreatinin, transferrin düzeyleri ve kas kitlesidir. Yüksek kreatinin düzeyleri beslenme bozukluğunun sebeplerinden olan yetersiz diyalize bağlı olabileceği gibi iyi beslenmenin de bir göstergesi olabilir. Bu nedenle hastalarımızın doktor ve diyetisyenleri ile yakın işbirliği içinde olması ve her hasta için özel olarak düzenlenecek diyet ve ilaç tedavisine uyması gerekmektedir.
Genel olarak bahsetmek gerekirse hastaların günlük ortalama 1.2-1.4 g/kg proteinli, yağ ve karbonhidrattan göreceli fakir gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. Böyle bir diyet sonucunda karın zarından kaybedilen proteinler yerine konulurken emilen şekerin dışında fazladan karbonhidrat alınması engellenmiş olacaktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki periton diyalizi hastalarının vücudundaki sıvının sürekli olarak diyaliz ile uzaklaştırılması sayesinde diyet kısıtlamaları hemodiyaliz hastalarına göre daha az olmaktadır. Yine de fazla sıvı alınmasının ultrafiltrasyon için yüksek glukoz konsantrasyonlu sıvı kullanım ihtiyacını doğurabileceği ve bunun da karın zarından emilerek lipid bozukluklarına yol açabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca hastalara diyet ya da ilaçlar vasıtası ile vitamin desteği de yapılabilir. Ancak vitamin eksikliği kadar fazla kullanımın da zararları olduğundan bu eklemeler doktor/diyetisyen kontrolü altında olmalıdır.
Her çocuğun iyi beslenmeye gereksinimi vardır. Eğer çocuğunuza kronik böbrek hastalığı teşhisi konmuş ise beslenme daha da önemli hale gelir çünkü çocuğunuzun beslenmesi, böbreklerinin çalışma düzenini etkileyebilir. Çocuğunuzun beslenme düzeninde önemli değişiklikler yapmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.
Böbrek hastalığının durumuna göre beslenme düzeninde bazı değişikliklerin yapılması gerekebilir. Böbrek hastalığına bağlı bazı sağlık sorunları, doğru gıdalarla beslenerek önlenebilir ya da geciktirilebilir.
Böbrek hastalığı çocuğunuzun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun önlenmesi için doktorunuzun çabalarına sizin de katkınız olacaktır. Beslenme alternatiflerini öğrenmek, çocuğunuzun mevcut gereksinimlerini ve ayrıca büyüyen çocuğun değişen gereksinimlerini anlamak ve bu doğrultuda hareket etmek açısından size yardımcı olacaktır.
Enerji
Büyümek ve aktif olmak, daha doğrusu yaşamı sürdürmek için herkesin enerjiye gereksinimi vardır. Besinlerin enerji içeriğini, kalori değerlerinden hesaplamak mümkündür. Az miktarda enerji almak, aktivitelerimizin azalmasına, büyümenin geri kalmasına ve enfeksiyonlara karşı direncin zayıflamasına neden olur. Çocuğunuz büyüdükçe, yaşı, boyu ve kilosu ile orantılı olarak enerji gereksinimlerinin değişmesine neden olur. Eğer çocuğunuzun büyümesi yeterli düzeyde değil ise enerji alımında yetersizlik olabilir ve eğer sorun bu ise doktorunuz bu eksiği kapatmak için beslenme düzeninde değişiklikler yapacaktır.
Protein
Proteinler her beslenmenin ana ögelerinden biridir. Kas, kemik, deri, organlar ve kanın yapımı ve idamesinden sorumludur. Bazı proteinler hastalıkların düzelmesi ve yara iyileşmesinden sorumludur. Vücuttaki proteinler zaman içinde parçalanarak atık maddelere dönüşür ve böbrekler tarafından vücuttan uzaklaştırılır.
Böbreklerin protein atıklarının atılması açısından taşıdığı önem nedeniyle, kronik böbrek hastalığı olanlarda zaman zaman alınan proteinin azaltılması gerekebilir. Proteinler büyüme ve gelişme açısından çok önemli olduğu için böyle durumlarda hem böbrekleri zorlamayacak düzeyde hem de büyüme ve gelişmeyi engellemeyecek düzeyde protein almak konusunda doktorunuz gerekli düzenlemeyi yapacaktır. Eğer çocuğunuz diyalize giriyorsa, protein gereksinimi artar, ancak bu artış yapılan diyaliz uygulamasının tipine ve diyaliz sıklığına göre değişkenlik göterir.
Sodyum
Sodyum, vücutta çok sayıda işlevi olan önemli bir mineraldir. Başlıca, temel besin ögelerinden biri olan sofra tuzunda bulunur. Bir tatlı kaşığı sofra tuzunda yaklaşık 2.3 gram sodyum bulunur. Ayrıca konserve gıdalarda ve bir çok işlenmiş besinde hatırı sayılır miktarlarda bulunur. Fazla miktarda sodyum alınması susuzluğu doğurur, kan basıncını yükseltebilir ve vücutta fazla miktarda su birikimine neden olabilir. Diğer taraftan, az miktarda sodyum alınması da bazı kişilerde su kaybına ve kilo alımının yavaşlamasına neden olabilir. Doktorunuz, çocuğunuzun durumu ve gereksinimleri doğrultusunda zaman zaman tuz alımını kısıtlayabilir ya da artırabilir. Böyle durumlarda çocuğunuzun günlük beslenmesinde her bir gıdadan aldığı tuz miktarı hakkında bilgi sahibi olmanızda yarar vardır.
Potasyum
Potasyum bir çok meyve ve sebzede bulunan bir mineraldir. Kalbin ve kasların düzenli çalışmasını sağlar. Normalda kan dolaşımında bulunan potasyumun belli sınırlar içinde tutulması sağlanır. Belli aralıklarla yapılan kan tahlillerinde çocuğunuzda potasyum değerlerinde yükselme varsa doktorunuz buna göre beslenme tavsiyelerinde bulunacak ve potasyumun normal sınırlara düşmesini sağlayacaktır. Aşağıdaki tabloda yüksek potasyumlu besinleri ve bunlara alternatif olabilecek düşük potasyumlu besinleri bulabilirsiniz.
Fosfor
Fosfor, bir çok besinde, özellikle de yüksek proteinli besinlerde bulunan bir mineraldir. Fazla miktarda fosfor alınması kemiklerin zayıflamasına, deride kaşıntılara ve gözlerde kızarmaya neden olabilir. Aşağıdaki tabloda yüksek fosforlu besinleri ve bunlara alternatif olabilecek düşük fosforlu besinleri bulabilirsiniz.
Sıvı
Böbrek hastalığının erken dönemlerinde çocuğunuzun böbrekleri normalden az ya da fazla idrar oluşturabilir. Eğer idrar miktarı az ise, şişmeler ve kan basıncında yükselmeler görülebilir. Aksine fazla miktarda idrar oluşuyorsa, bu kez de sıvı kaybı riski söz konusu olabilir. Çocuğunuzun günlük idrar miktarında değişiklik fark ederseniz mutlaka doktorunuza bildirin.